<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Serhat Yolaçan &#187; hedonizm</title>
	<atom:link href="http://www.serhatyolacan.com/etiket/hedonizm/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.serhatyolacan.com</link>
	<description>internet sitesidir</description>
	<lastBuildDate>Thu, 12 Aug 2010 10:19:58 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>Sınırlandırılmışlık</title>
		<link>http://www.serhatyolacan.com/sinirlandirilmislik/</link>
		<comments>http://www.serhatyolacan.com/sinirlandirilmislik/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 15 Apr 2010 20:02:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Serhat Yolaçan</dc:creator>
				<category><![CDATA[İnanıyorum]]></category>
		<category><![CDATA[Mini blog]]></category>
		<category><![CDATA[baskı]]></category>
		<category><![CDATA[determinizm]]></category>
		<category><![CDATA[ezilme]]></category>
		<category><![CDATA[hedonizm]]></category>
		<category><![CDATA[sınırlandırılmışlık]]></category>
		<category><![CDATA[stokastik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.serhatyolacan.com/?p=12</guid>
		<description><![CDATA[İşte bu yüzden yapamıyorum. İçimdeki alevleri bu söndürücüler ile söndürüyolarlar. Hitler resim çizmek isteyen sıradan bir insanken şimdi belki de dünyanın sonuna kadar hatırlanacak bir isim. Onu bu hale getiren reddedilmesi, aşağılanması ve sınırlandırılmaya çalışılmasıydı. Hitler reddedilmese belki de kimsenin adını bilmediği bir ressam olarak ölecek ve sonsuzluk içerisinde kaybolacaktı. Sonsuzdan ha bir eksik ha [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İşte bu yüzden yapamıyorum. İçimdeki alevleri bu söndürücüler ile söndürüyolarlar. Hitler resim çizmek isteyen sıradan bir insanken şimdi belki de dünyanın sonuna kadar hatırlanacak bir isim. Onu bu hale getiren reddedilmesi, aşağılanması ve sınırlandırılmaya çalışılmasıydı. Hitler reddedilmese belki de kimsenin adını bilmediği bir ressam olarak ölecek ve sonsuzluk içerisinde kaybolacaktı. Sonsuzdan ha bir eksik ha bir fazla. Hiç yaşamamış gibi. Aslında her şey yalan. Ne kadar klasik bir söz değil mi ama gerçekten öyle. Gördüğümüzü sandığımız şeyler, ışığın yansımasının göz tarafından işlenip beyin tarafından yorumlanmasından ibaret değil mi? Matrix filminde Morpheus Neo’ya kırmızı hapı verdikten sonra şöyle diyor: Düşün Neo çok gerçekçi bir rüya görsek ve bu rüyadan hiç uyanmasak, gerçeğin farkına varabilir miydik?</p>
<p>Hayallerimi paylaştığımda hor görülüyor, aşağılanıyorum, alay ediliyor benle. Belki de herkes benim durumumda ama içindeki nihilist kişilik bunu umursamamasını söylüyor. Genelde bu durum sen kim dediklerini yapmak gibi. Ayakların biraz yere bassın gibi… Ancak içimde bir yerlerde hissediyorum. Tahmin edemediğim bir zaman diliminde ben de önemli birisi olacağım. Aslında benim de amacım ölümsüz olmak. Bunu belki de çok az kişiyle paylaşmışımdır. Ben de herkes gibi ölümden korkuyorum ancak bildiğimiz fiziksel ölüm değil. Gerçek anlamda ölmekten, yok olmaktan, hiç yaşamamış gibi olmaktan, sonsuzluğun içerisinde sıradan bir parça olmaktan…</p>
<p>Bu korkumun haklı ve belki de en önemli sebebi hep sınırlanmış olmam. Arkadaşlarım bana düz adam diyorlar. Haklılar da, nedeni basit: Matematik. Hayatımda büyük yer kaplamasından ve gelecekte mesleğim olacak olmasından dolayı olsa gerek, sunduğum her fikri ispatlamak zorundayım gibi hissediyorum. Bir şey söylediğimde daha önceki düşünürlerin sözleriyle onu desteklemek zorundayım gibi. Bunların hepsi daha önce de belirttiğim gibi sınırlayıcı, kural koyucu zihniyet yüzünden. Disiplin ayrı bir olay onu bir kenarı almak şart.</p>
<p>Çözüm var mı? Nietzsche diyor ki “Ümit kötüdür, işkenceyi uzatır.” işte bu yüzden ümit etmeyi bıraktım. Dolayısıyla daha rasyonel çözümler aramaya başladım diyebilirim. Aslında bir çözüm var ama 1986 yılından 2010 yılına kadar geçen zaman dilimi içerisinde rahat yaşadığımdan, şımartıldığımdan olsa gerek cesaret edemiyorum. Çünkü benim dünyam hep bana verilenlerden ibaret oldu. Hiç daha fazlası vaat edilmedi. Bu hep elindekine şükret zihniyetinden de kaynaklı. Yerine göre iyi bir şey belki ama yaratıcılığın körelmesi neredeyse tamamen buna bağlı.</p>
<p>Bana gülenlere bakıyorum. Uzun uzun düşünüyorum. Uzunca inceliyorum, sebep arıyorum. Neden düşlerim aşağılanıyor diye. Sonra belki de kendileri de cesaret edemedikleri için diyorum. Belki onlar da bu şekilde sınırlandırılmıştı ve kendilerinin yapmaya cesaret edemediği şeyleri başkasının yaptığını görmek istemiyorlardı ve gülmek, saldırmak bunun en basit yoluydu. Bu kısım tabiki kesin değil ama “Into the Wild” filmindeki (yine destekledim sözümü) gibi alıp başımı gitsem. Kimseyle konuşmasam, iletişim kurmasam? Yok bu da değil! Sıkıldım!..</p>
<p>Çaresizim aslında. Olaylar sürekli stokastik (rastgele) gelişiyor. Artık determinist değilim. Yok çünkü, kesin olan bir şey yok. Ayrıca her şeyin yalan ve göreceli olmasını karşı komşum da bana ayrıntılı şekilde gösterdi. 50 yaşında kadın belediyenin açtığı bilgisayar kursundan sertifika almış. Acaba bilgisayarı açıp kapamayı biliyor mu emin değilim. Şuanda bilgisayar konusunda benden daha üst konumda o kesin. Yeri gelmişken üniversitede başımdan geçen bilgisayar dersi olayını da anlatayım. Bize ikinci sınıfta verilen bilgisayar dersinde QuickBasic öğretildi. Bilgisayarda sadece MSN ve facebook’a girebilen he bir de açıp kapayabilen arkadaşım A ile geçmişken, ben 5. sınıfta zor verebildim. Bu arada bilmeyenler için yazıyorum QB programlama dilinden microsoft 90&#8242;lı yıllarda desteğini çekmişti. Çok ilginç, üniversite, bilgi yuvası, inovasyonun merkezi! Tabiki canım… (Yok diyemem, 1. sınıfta Ece adındaki Türk dili ve edebiyatı hocamızın zorla okuttuğu kitaplar gerçekten iyiydi. Umarım aynı uygulamaya devam ediyordur.)</p>
<p>Pesimist bir insan olarak bardağın sürekli boş kısmını mı gördüğümdendir bilmem bu haldeyim. Bazen tam anlamıyla bir hedonist bazense tam anlamıyla bir nihilist olmak istiyorum hayatımın akışı içinde. Ancak şüphesiz ki bunları da olamam. Sebebi yazının girişinde… O yüzdendir ki bende her şeyden biraz var. Genel kültürüm inanılmaz geniş. Bir çok şey hakkında ayrıntılı bilgiye sahibim. Ancak bu kadar işte. Ölümsüzlüğe ulaştıracak olan şey, “bir konudaki uzmanlık” yok. İşte bu dayatmalar, sınırlamalar yüzünden hiç bir konuda tam anlamıyla başarılı olamadım. Matematikçisin daha ne istiyorsun demeyin. Amacımı belirttim kocaman yazının içinde…</p>
<p>Bir arkadaşımın “Sonuçları seçimlerimiz değil, seçenekleri önümüze koyanlar belirler.” sözüyle yazımı bitirmek istiyorum. Üzgünüm ama gerçek bu malesef. Gerçekten herkesin özgür, tam anlamıyla, mutlak anlamda özgür olmasını dileyerek noktalıyorum.</p>
<p>Sevgiyle filan kalmayın. Sevgi de diğer her şey gibi bir çıkar aracı değil mi ki…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.serhatyolacan.com/sinirlandirilmislik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

<!-- Performance optimized by W3 Total Cache. Learn more: http://www.w3-edge.com/wordpress-plugins/

Minified using disk: basic (Feed is rejected)
Page Caching using disk: basic

Served from: www.serhatyolacan.com @ 2012-02-07 19:29:18 -->
