Idiopatik sebeplerden epilepsi hastası olan biri kadar çaresiz. Tedavi olmaya çalışan bir şizofren kadar yaşadığı şeylerin gerçikliğini sorgulayan. Hedonistler kadar dünyevi zevklerden yararlanmaya çalışan biri olmak… Her şey çok saçma, hala hiç bir şey bilmiyorum. Matrix’deki realist ajan gibi “Ignorance is bliss” (cehalet mutluluktur) diyip her şeye olduğu gibi mi baksam? Yoksa bir dişiye platonik aşık olup herşeyimi ona göre mi düzenlesem? Çünkü aşık olan da cahil olan da gerçeği ayırt edemez…
Sorgulamak?
Yunus Özyavuz’u sevmiyorsanız bile saygı duymalısınız…
Hemen açıklayayım Yunus Özyavuz kimdir. Yunus arabesk-rap müzik yapan Türkiyenin en iyi sanatçılarındandır. Genellikle herkes onu kullandığı takma adından tanıyor. Evet, evet meşhur Sagopa Kajmer’den bahsediyorum… Rap müzik sevmiyor olabilirsiniz hatta Sagopayı da sevmiyor olabilirsiniz ancak neden böyle bir manşet attım nedenlerini açıklayayım.
Öncelikle geçmişine kısaca bir göz atalım:
(daha fazla…)
Yeni idolüm “Murphy” ve onun kanunları…
Adam süper bulmuş. Genelde benim ve bir çok kişinin aklına geldiğine eminim. Ancak kötü olan şeylerin akılda kaldığını düşünerekten bu kadar pesimist bir sonuç çıkarılmış da diye bilir miyiz?..
Murphy yasaları – kanunları diyor ki:
- Bir şeyin ters gitme olasılığı varsa, ters gidecektir.
- Bir şeyin birkaç şekilde ters gitme olasılığı varsa, hep en kötü sonuç doğuracak şekilde ters gidecektir.
- Bir şeyin ters gidebileceği olasılıkları engelleseniz bile, anında yeni bir olasılık ortaya çıkacaktır.
- Bir şeyin olma olasılığı, istenme olasılığı ile ters orantılıdır.
- Er ya da geç olası en kötü koşullar zincirlemesi vuku bulacaktır.
- Ne zaman bir şeyden vazgeçseniz, vazgeçtiğiniz o şey size geri gelir.
- Olmuyorsa zorlayın, kırılırsa zaten değişmesi gerekirdi.
- Ne kadar beklersen bekle istendiği zaman gelecektir.
Bunlar genel kurallar biraz da örneklere bakalım:
İskoçyanın koyunu, sonradan çıkar oyunu!
Bir mühendis, bir fizikçi ve bir matematikçi iskoçyada trenin penceresinden bakarken siyah bir koyun görürler, mühendis hemen atılır;
- “İskoçyadaki bütün koyunlar siyah” der. Fizikçi söze karışır;
- “İskoçyadaki bazı koyunlar siyah” der ve tabi matematikçi son noktayı koyar;
- İskoçyada en az bir tarafı siyah olan en az bir tane koyun vardır.
Nihaha yarıldım ya bu fıkrayı bulan süper düşünmüş. Hani bir matematikçi olarak çok beğendim… :P
Meclis!
Osman Yüksel’in milletvekili olduğu yıllardır. Bir gün meclis kürsüsünde, kendisine lâf atan vekillere dayanamaz ve:
-Bu meclistekilerin yarısı eşektir! der ve iner kürsüden.Bunun üzerine meclis karışır ve herkes kendisinden sözünü geri almasını ister. Arkadaşlarının da ricası ile tekrar kürsüye çıkar ve keskin zekâsını gösteren ve vekilleri rahatlatan şu sözleri söyler:
-Bu meclistekilerin yarısı eşek değildir!
Bu adam tam matematikçiymiş yahu :)
Hamdolsun diye diye!
4 Aralık 2008 / Çarşamba günü yayınlanan SÖZCÜ gazetesinde Mehmet TÜRKER tarafından yazılmış olan bu yazı çok hoşuma gittiği için yazmak istedim eğer bir problem varsa lütfen iletişime geçiniz…
Hamdolsun diye diye!..
İŞSİZLİK oranı yüzde 10.3′e çıktı!..
Hamdolsun!..
Kentlerdeki işsizlik oranı yüzde 12!..
Hamdolsun!..
İşsizlik, artık iş aramaktan vazgeçenlerin sayısıyla birlikte %20′yi aşıyor!..
Hamdolsun!..
Kriz bizi teğet geçti, 20 bin Türk işçisi, kapanan şantiyeler yüzünden Rusya’dan geri döndü!..
Hamdolsun!..
6 bin bankacı işsiz kaldı!..
Hamdolsun!..
Otomotiv sektörü üretime ara verdi, binlerce işçi ücretsiz izne çıkarıldı!..
Hamdolsun!..
Tekstil sanayi batıyor!..
Hamdolsun!..
Vatandaşın alım gücü en alt düzeye indi, mağazalar sinek avlıyor, ama kriz bizi teğet geçti!..
Hamdolsun!..
***
Amerikada kriz neden var?
Yıl 1775, Amerikan ihtilali başladı. Amerikan kolonileri, İngiltere’den ve onun baskıcı monarşisinden kurtulmak istediler. İhtilal için birçok neden bulunsa da, içlerinden bir tanesi ana neden olarak göze çarpıyor: İngiltere Kralı III. George, kolonilerin elde ettikleri ve kendilerine kullandıkları faizsiz serbest kazancı yasakladı. Bunun yerine onları İngiltere Merkez Bankası’ndan kredi almaya zorlayarak, kolonileri borç içine soktu. Benjamin Franklin‘in de sonradan yazdığı gibi: Kral III. George‘un, kolonilerin sıradan insanları para babalarının pençesinden kurtaracak dürüst ve serbest bir para sistemini hayata geçirmelerini reddetmesi, muhtemelen ihtilalin başlıca sebebidir.
1783‘te Amerika, İngiltere’ye karşı bağımsızlığını kazandı. Halbuki, Merkez Bankası konseptiyle ve onları kuran açgözlü adamlarla yapılacak savaş daha yeni başlamıştı. Peki Merkez Bankası nedir? Merkez Bankası, tüm ulusun para birimini üreten bir kurumdur. Tarihteki örnekleri incelediğimizde, merkez bankacılığının temelinde iki şeyin yattığını görürüz. Faiz oranlarının kontrolü ve para arzının yani enflasyonun kontrolü. Merkez bankası aslında para vererek bir devlet ekonomisini beslemez, parayı devlete faizli borç olarak verir ve ödünç verdiği bu paranın miktarını yükselterek ya da düşürerek, piyasada işlem gören paranın değerini ayarlar. Anlamanız gereken şey, bütün bu sistem uzun vadede sadece tek bir şey üretir: Borç. Bu dümenin farkına varmak için çok fazla maharet gerekmiyor. Merkez bankası, ürettiği her bir doları faizli borç olarak verir. Bu, üretilen her bir dolar, doların kendisi ve buna ilaveten o doların belli bir yüzdedeki faizi demektir ve bir merkez bankası, tüm ulusun para birimini üretmekte tekel haline geldiğinde ve her bir doları, üzerine yapışmış borçla birlikte kiraladığında… Bu borcu ödeyeceğiniz para nereden gelir? O da yine merkez bankasından gelir. Yani merkez bankası, ortaya çıkan ödenmemiş borç açığını kapatmak için düzenli olarak para arzını arttırır. Tabi bu para da piyasaya faizli borç olarak verilir, o da daha fazla borç yaratır! Bu sistemin nihayi sonucu kesinlikle köleliktir. Hükümetin ve tabi ki halkın, bu kendi kendini yaratan borçtan kurtulması imkansızdır. Amerika Birleşik Devletlerinin kurucuları bunun çok iyi farkındaydı.
(daha fazla…)