Yazıyı yazdığım tarih olan 28 Aralık 2009 tarihine kadar Ergenekon diye isimlendirilen soruşturma ile ilişkili olarak 6 rütbeli asker intihar etti. Bu isimleri bir kaç haber sitesinden araştırdım ve Hürriyette derli toplu halini buldum. Şimdi soruyorum. Bu 6 rütbeli asker niçin intihar etti yada öldürüldü? Beraberinde götürdüğü sırlar nelerdi? Ölümü göze alacak kadar büyük ne saklıyorlardı? İntihar edenler gururları için mi kendini öldürdü? Öldürülenleri kimler vurdu? Bu sorular belki cevap bulmayacak ama ölen – şehit olan askerler unutulmayacak… İşte o 6 kişi…
İntihar eden askerler üzerine…
2009/2010 Döneminde Zamlı Öğrenci Harçları!
Üniversite öğrencilerinden alınan harç ücretleri birnci öğretimlerde yüzde 8, ikinci öğretimler de ise yüzde 50′ye yakın oranda zamlandı.
08 Temmuz 2009 07:49 itibariyle AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, YÖK fakültelere göre katkı payı miktarlarını belirledi. Öğrencilerden alınacak katkı payı miktarları, Bakanlar Kurulunun kararıyla kesinleşecek.
YÖK’ün önerdiği miktarlara göre, örgün öğretimde en fazla katkı payını tıp fakültesi öğrencileri, en düşük katkı payını Açıköğretim Fakültesi öğrencileri ödüyor. Katkı payı miktarları örgün öğretimde 71 TL ile 591 TL arasında değişiyor.
(daha fazla…)
Hayko Cepkin – Sıkı Tutun
Önce topraktım şimdi ağaç oldum
Derya denizler gibi dalgalandım şimdi duruldum
Kendimi buz gibi çok sert zannederdim
Meğer ne kolaymışım hemen eriyiverdim
Her şey dün gibi inan gelir geçer
Bilemezsek kıymeti hayat bizi içer
Bu benim gurur gecem görsün cümle alem
Yıkamaz kimse inan kalbimdir benim kalem
İşte uzattığım sana yeminli elim
Sımsıkı tut ki bu yolda düşmeden yürüyelim
Her şey dün gibi inan gelir geçer
Bilemezsek kıymetini, hayat bizi içer
Tut ki elimden düşmeden yürüyelim
Tut ki elimden düşmeden yürüyelim
Tut ki elimden düşmeden yürüyelim
Tut ki elimden birlikte yürüyelim
Feridun Düzağaç – Gölge
Sesimin gölgesi ol
Şarkılar söylerken yanımda bulayım seni
Hüzün gözlerinden akmasın
Yarın çok geç hemen şimdi
Ellerin…
Kirletirken, incitirken
Sokaklar düşlermi
Örseleyip, yok ederken
Yaşamak yüreğimi
İçime saklan hep orda kal
Her solukta duymalıyım seni
Umudumda kal umrumda ol
Sensiz anlamsızım
Sevgi…
Teoman düet Şebnem Ferah – En Güzel Hikayem


TEOMAN:
Kulaklarım patlıyor sessizliğinden
Yorgunluğundan ölüyorum
Sinekler yapışıyor vücuduma, gitmiyorlar
Yayılıyor kanları,vurduğumda
Denizi araladım geçtim bir aşktan
Attım kum torbalarımı
Döktüm yapraklarımı
Ama uzandıntenime, hissettim
Tenim aktı parmak aralarından
Bazen ne yaparsan yap olmuyor
Kanım hızlanıyor bazen damarlarımda
Kan çanaklarım aynada levham boynumda
Bir yapbozu tamamlarken bakıyorum
Büyük parçan eksik kalbin olduğu
Bazen bir vücuda sarıyorum
Banıp parmağımı, tadına bakıp
Gözümü sevmeye karatıp
Yapamıyorum
Siberpunk
James G. Ballard üzerine kısa notlar;
1- İkinci Dünya Savaşının kapanış görüntüsünü, o bir anda parıldayıp kaybolan ışığı karşı kıyıdan gören çocuk Ballard, savaşın yıkıcılığından ve daha sonradan ne olduğunu öğreneceği o güçlü ışıktan, nükleer teknolojinin ilk ve en kötü örneği olan bombadan, derinlemesine etkilenmiştir.
2- Bilim-kurgunun, şimdi biraz daha belirginleşen haliyle Siberpunk tarzına daha yakın yazan Ballard’ın ilgisi daha çok Gerçeklik ve giderek tutsağı olduğumuz hep daha ileriye, biraz daha ileriye giden Teknoloji üzerinedir.
3- Ballard’a göre, çağımızda yaşam; kitle iletişimi, imajlar, reklamlar ve reklamcılığın bir dalı olan politika gibi sayısız kurgulardan oluşur, gelecek şimdiyi anlamak için geçmişten daha iyi bir anahtardır. Bu yüzden bilim-kurguya inanır, içinde yaşadığımız bu kurgular arasındaki gerçekliği bulup ortaya çıkarma ve anlatma misyonunu bu önemli yazın türüne yükler.
4- Teknolojinin insanı tüm sinir sistemi ile, en basit güdülerinden en karmaşık davranışlarına kadar kendine bağlamasını, insanın teknolojiyle birleşmek isteyecek sapkınlığa ulaşmasını, bunun dehşetini ama giderek kaçınılmazlığını Crash-Çarpışma adlı eserinde anlatır. Cronenberg tarafından görselleştirilen eserin her karesinde tutku halini aşmış, esrik, makineyle bir olmak isteyen insan organizmasının “bize göre” sapkın bilinç hali verilir. Halbuki insandoğası buna müsaittir.
5- Yakın Geleceğin Mitosları-Myths of the Near Future adlı kitabında bir dizi gelecek tasarımı yapar, 1982’de yayınlanan bu kitabın “yoğun bakım” isimli öyküsünde; insanların tamamen tv ekranları ve kameralarla donatılmış mekanlarda hiçbir organik temas olmaksızın seks, aile, eğitim, alışveriş, tatil gibi işlerinin halledildiğini görürüz, teknoloji giderek hayatı kolaylaştırma adına insanı organik iletişimden, dokunmaktan, koklamaktan, hissetmekten alıkoymuştur. Bir süre sonra tüm gerçekliğin bu olacağı aşikardır.
Yapıtları:
The Crystal World
Crash, (filmleştirildi, yönetmen D. Cronenberg)
Concrete Island,
The Unlimited Dream Company,
Hello America,
Empire of the Sun(filmleştirildi, yönetmen S. Spielberg)
İzlediğimiz distopik filmlerin bu mantalitenin üzerine inşa edildiğini farzederek ön bilgi vermek istedim. Yakında çok beğendiğim distopik – bilim kurgu – aksiyon filmlerini inceleyip haklarında yorumlar yapacağım =)
Saygılar…